6 Ocak 2021 Çarşamba

4. hafta anlatılan konu:Teknoloji-toplum ilişkisinde neden ve sonuçlar (29.10.2020)

 Toplumsal değişmeyle bilim ve teknolojide meydana gelen gelişmeler arasında çok önemli bir ilişki olduğu söylenebilir. İnsanlık tarihinde ateşin kullanılmaya başlanması, tarımsal üretime geçilmesi, buhar gücünün üretimde kullanılmasının çok büyük toplumsal değişmeleri beraberinde getirdiği ifade edilebilir.


Sezal’a (2003) göre “bilimsel ve diğer bilgilerin  pratik uygulamaları toplumsal değişmenin ana kaynağıdır (s.570).” Toplumsal değişme, temelinde teknolojik değişmenin yattığı, insanlar arası ilişkilerin değişmesidir (Kongar, 1985: 23). Tezcan (1994) toplumsal değişmeyi “toplumsal yapının ve onu oluşturan toplumsal ilişkiler ağının ve bu ilişkileri belirleyen toplumsal kurumların değişmesi (s.191)” şeklinde tanımlamıştır.


•Teknolojik yenilikler ile toplumsal değişme arasında bir ilişki vardır. Modern öncesi toplumlarda, tarımsal üretim alanındaki yenilikler değişimin başlangıcı olmuştur. Modern toplumlarda ise sanayileşme,toplumsal değişimin temel motoru olmuştur (Bahar, 2008, s.82). Kongar’a (1985) göre “Gelişen teknoloji sonucu, işbölümünün artması, toplumsal varlıkların örgütlenişini etkiler ve insan ilişkileriyle beraber toplumsal yapıyı da değiştirir (s.101).”


• Çok geniş bir alanı ifade eden toplumsal değişmenin altında çeşitli faktörler rol oynar.

• Bunlar arasında teknolojinin, toplumsal değişmeye yol açan en önemli faktörlerden biri olduğu söylenebilir.

• Tarih boyunca bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal değişmeyi beraberinde getirdiği bilinmektedir.

• İlk insan topluluklarından günümüze teknolojinin uygarlığın gelişiminde önemli bir rol oynadığı belirtilebilir.


•İnsanlık tarihinde büyük dönüşümleri ifade eden“Tarım Devrimi”, “Kent Devrimi”, “Sanayi Devrimi”

gibi toplumsal değişmelerin altında teknolojik gelişmeler yatar. “Teknoloji, insan-doğa ilişkisi

sonunda doğmuş ve insan-insan ilişkisini biçimlendirmiştir (Kongar, 1985, s.310).


Teknoloji tarihinin, doğanın insan üzerindeki egemenliğinin yerini insanın insan ve doğa üzerindeki egemenliğine bıraktığı tarihsel dönüşümle başladığı söylenebilir. Teknolojinin tarihsel kökleri, kabile toplumlarının ilkel aletlerinde yatar (Dickson, 1992: 89).

• Uygarlığın büyük sanatları: çömlekçilik, dokumacılık, tarım ve hayvanların evcilleştirilmesi konusunda insanın ustalığı neolitik çağda kesinleşir.

• Bu tekniklerin her biri, yüzyıllar süren etkin ve yöntemli gözlemler, bıkıp usanmak bilmeden yinelenen deneyler yoluyla doğrulanacak ya da bırakılacak, atak ve denetimli varsayımlar ister (Levi-Strauss, 1994: 39).


• İnsan ekonomisini tümden değiştiren ilk devrim, insanı besin kaynağına başat kılmıştır.

• İnsan ekip biçmeye, bitki yetiştirmeye, seçmesini bilerek yenilebilir ot, kök ve ağaç yetiştirmeye başlamıştır.

• Karşılığında besin, barınak ve bakım sağlayarak bazı hayvanları evcilleştirmeye başlamıştır (Childe, 1992: 54).

• Bitki ve hayvanların evcilleştirilmesi daha çok yiyecek, bunun sonucunda da daha yoğun nüfus anlamına geliyordu.

• Yiyecek fazlalığı ve bu yiyecek fazlasını hayvanların çektiği taşıtlarla nakletme olanağı yerleşik hayata geçilmesinin ve siyasal olarak merkezileşmiş, toplumsal olarak katmanlaşmış, ekonomik olarak karmaşık, teknolojik olarak yenilikçi toplumların kurulmasının ön şartıydı (Diamond, 2002: 102).


•İnsanoğlu evcilleştirmekle ‘neyin, nerede, ne kadar,nasıl ve ne amaçla’ üretileceğine karar vermeye başladı (Güvenç, 1991: 166).

• Besinin üretilmesi, yerleşik kültürün bir keşfi olmuş, tarımın evrimi yerleşik bir hayat biçimini gerektirmiştir (Güvenç, 1991: 178).

• Toprağı işleme, hayvan evcilleştirme, hayvan gücünden yararlanma, sulama kanalları açma,tekerlekli araba, gemi ve fırınlanmış seramik eşya yapma ilk uygarlıkların başarıları arasındaydı.


• Elde edilen ürün, üreticilerle birlikte toplumun üst katını teşkil eden yöneticileri, papazları beslemeye

yettikten başka artan kısımla çanak-çömlekçi, demirci gibi zanaatkârlar da karınlarını doyurabiliyordu (Yıldırım, 1974: 14).

• Küçük köy yerleşmeleri tükettiklerinden çoğunu üretmeye başlayınca, yaşamak için besin üretmek zorunda bulunmayan sayıca az fakat nüfusça kalabalık,kasaba ve kentler ortaya çıkmıştır (Güvenç, 1991:175).


• MÖ 6000 ile 3000 yılları arasında, insan ata ve yele gem vurmasını öğrenmiştir; sapanı, tekerlekli arabayı, yelkenli kayığı bulmuş, bakım cevherini arıtmayı ve madenlerin fiziksel niteliklerini öğrenmiştir; güneş takvimini oluşturmaya başlamıştır.

• Böylece kendini kentsel devrime hazırlamış, yazı, sayı, ölçü birimlerini geliştirmiş; kısaca bilgi ve salt bilimin aktarılması için yeni yollar gerektiren bir uygarlığın yolunu açmıştır (Childe, 1992: 79).

• Madenlerin işlenmesi, büyük tarımsal üretimin yapılması gibi ekonomik faaliyetler için çok sayıda insan emeğine ihtiyaç duyulmuştur.

• Dolayısıyla büyük ekonomik faaliyetlerin yapıldığı yerlerde büyük yerleşim yerleri kurulmuştur.

• Üretimin artması ve ticaretin yaygınlaşmasıyla kentlerin nüfusları artmıştır.


Pozitivizm:sayısal verilerin önemsendiği yaklaşım olarak karşımıza çıktı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

14.hafta

  Bu hafta Ourboox uygulamasını öğrendik. Dijital kitap yazma uygulaması. Kısıtlı olan bir uygulama olmasına rağmen kendimizi geliştirme açı...